Alo Gazeteci .. Dün önce Av. Müzeyyen Çiftçi Yolaçan arıyor, ‘Fakirciğim şu Göle-Ardahan arasında bulunan ve aylardır yapılmayan yıkık köprüyü bir daha yazsana ya, yapmıyorlarsa en azında üzerine bir bıçak çeksinler ne olur’ Tamam Müzeyen hanım daha önce yazmıştık, vali beyde gidip bakmıştı, ama yine yazalım bu memlekette değişmez idarecilerimizden olan, yollarıasfalttan eriyen Karayolları Şefimiz Ümit beyin nerede olduğunu da soralım .. Yazdık, sorduk! Yetmedi birde çok başarılıymış gibi yeniden seçilen AŞOB’un başkanını da ekledik haberimize .. Ardından, bu aralar, ‘denetim raporunu basına kim sızdırdı?’ sorularıyla başları belada olan meclis üyelerinden biri aradı. ‘Fakirciğim meclis toplantımız var Zakir hoca seni özelikle istiyor, kendisi sana mahçup arayamıyor ondan ben aradım’ diyor .. Şekerim artıyor, büyük devrimci, Deniz Gezmiş’in arkadaşı olduğunu ileri sürüp, verdiği demeçlerin arkasına çıkmayan, bu yetmez gibi Denizlerin asılmasının yıl dönümünde ağzını açmayan, Posof’a gittiğimde kaymakam, gümrükçüler kendisini benimle birlikte görür diye kaçıp, saklanan Zakir hocalı meclise gitmiyorum .. Çünkü gittiğimde, duyduklarımı yazdığımda dediklerinin arkasında durmayanların çok olduğu ve bugüne kadar ne yaptıkları pekte kamuoyunu tatmin etmeyenlerle dolu o yerel parlemento denilen meclis .. Ardahan’ın eğitimde yine sonuncu olmasına Rektör, Öğüt, TP ve DSP ve AKP İl başkan Yardımcısı dışında kimsenin tepki koymadığı bir Ardahan’da bir telefon daha alıyorum .. ‘Fakir Kurtoğlu köyündeki öğretmen lojmanında çobanların kaldığını biliyormusun? Ardından damal Yukarı Gündeş köyünde bir bayan arıyor, ‘Fakir bey biliyormusun köyümüzde 23 Nisan kutlanmadı ..’ Evet çeki olmayanların ekonomiyi yönlendirdiği, seçildikten sonra fotoğraflarını çekmeye devam edenlerin, partisinin açılımını doğru dürüst yapamayanların parti başkanlığı yaptığı, bakan olacam diyerek oy alıp, Ardahan’da evi olmayanların vekil olduğu Ardahan’da bir gazeteciye günde gelen bir kaç çare arayan telefondu bu anlattıklarım .. İstanbul’dan arayıp, ‘Ne oldu kentsel dönüşüm, şu milli eğitimin verilerini bana verebilirmisin? telefonları hariç .. Baykal’ın yatak odası görüntüleri .. Dün gece internete düşen görüntüler başta CHP’lileri olmak üzere herkesi şok ettti. Ki bu şok internete düşen görüntülerden ziyade bu görüntülerin kimler tarafından çekildiği için oldu .. Gerçi bu durum Ardahan’da olduğu gibi ülke genelinde sıkça yaşanan bir durumdur .. Çünkü toplumun yaşananı değil, yaşatanı arayan bir toplum olduğunu gazetemiz tarafından yayınlanan ‘İl Özel İdare Raporu’ nda ‘O raporun içeriğine değil kim verdisine bakan bir toplum’ özelliğiyle bir kez daha ortaya çıkmamışmıydı .. Evet şimdi de Baykal’ın yatak odasının görüntüleri ortaya çıktı .. Ama o görüntüleri yaşatanlar değil, ‘kim çekti?’ tartışılıyor benim memleketimde ..
Temcit Pilavıyla Gazetecilik .. Ardahan Valisinin biz gazetecilerle bir araya gelip, dert yandığı ve bu derdini Temcit Pilavı örneğiyle anlatmaya çalıştığını hatırlıyorum, bizimle birlikte aynı ilanları alıp, elini soğuk sudan sıcak suya vurmadan gazete çıkaranların gazetelerine bakınca .. Merak ettim şu ‘temcit pilavı nasıl yapılır?’ diyerek, arkadaşlarımızın oturdukları yerden girip, çoğu biz kaynaklı haberleri alt üst edip, erkenden gazetelerini çıkardıkları internette .. Evet, Temcit pilavı mecazi anlamda kulanılan bir ifade olup tekrar tekrar gündeme getirilen olaylar/durumlar karşısında kullanılır. Esas anlam itibariyle Ramazan ayında iftardan sonra yenilen ve artan pilavın sahurda ısıtılıp tekrardan sofraya konması anlamına gelmektedir .. Ve o pilavın valinin dediği gibi Ardahan’da ki yerel gazetelerimizin üzerinde sıkça pişirildiğini görmenin üzüntüsünü yaşarken, uyarının onlara değil, bize geldiğini hatırlıyorum .. Ardahan’ın gündemini oluşturan, günlük bir çok yeni yorum ve yazılarla dolu gazetelerimize bakıpta temcit pilavı usulü internetten al yapıştır, götür ilanı, vergi listesindede olmayanlara değil bize uyarı yazanların yüzünü görmek istiyorum .. Evet bu kentte çıkan gazetelere ve bu ekibin çıkardığı üç gazeteye bakıyor ve soruyorum, ‘bu memlektte temcit pilavını kimler pişiriyor acaba?’ diye soruyorum. Hepsi dolu dolu, hepsi yeni ve gündem haberleri ile dolu olarak okurun karşısına çıkan ve en çok dağıtılan gazeteler ünvanını kaptırmayan gazetelerimizle gurur duyarken, temcit pilavını pişirenlerin de kimler olduğunu da bizim değil, bu pilavı okurlarına yedirdikleri gibi vali beye ve bize yutturanlarında masaya yatırılmasını ve biraz olsun gazetecilik yapmaları için ateşlendirilmelerini arzulamıyor değilim .. Çünkü bu memlekette gazetecilik, temcit pilavcılığından- öteye, gittikçe tembelliğe, beleşten emeğe ortak olmaya başladı ..