**ONLAR DA 'HAYIR' DİYECEK!..
Anayasa Referandumu öncesi kimin ne diyeceği yönünde tartışmaların tüm hızıyla devam ettiği Ardahan'da bulunan Sivil Toplum Kuruluşlarının büyük bölümünün hayır diyecekleri görülüyor. Başta Ardahan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Latif Tosunolğu olmak üzere, Ardahan Esnaf ve Sanatkârlar Birlik Başkanı Yaşar Daşdemir, Ardahan Ziraat Odası Başkanı Latif Sural, Ardahan Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Kemalettin Özdemir, Göle Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Cemil Budak ve Ardahan Arıcılar Birliği Başkanı İlhan Evliyaoğlu olmak üzere birçok sivil toplum kuruluşu yöneticilerinin 12 Eylül'de yapılacak olan Anayasa Referandumu'nda Hayır oyu kullanacakları görülüyor. 12 Eylül'de yapılacak olan Anayasa Referandumu'nda evet demeyeceğini belirten Ardahan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Latif Tosunoğlu gerek benim siyasi kimliğim ve duruşum, gerek ise mevcut hükümetin yönetim anlayışına hayır diyorum dedi. Bunu bir süre önce başında bulunduğu Ardahan Ticaret ve Sanayi Odasını ziyaret eden AKP'li Devlet Bakanına da anlattığını belirten Latif Tosunoğlu İslam cumhuriyeti ile yönetilmek istemediklerini, mevcut cumhuriyet yönetiminin çocuklarımızın geleceği için en iyi yönetim şekli olduğunu bu nedenle birilerinin kendilerine göre, toplumun büyük kesiminin onayını alınmadan hazırlanan Anayasa değişikliğine hayır diyeceğini belirtti. Tosunolu gibi Sural, Daşdemir, Öztürk, Budak ve Evliyaoğlu'nun da hayır taraftarı oldukları öğrenildi. MSN ve Facebook'ta HAYIR diyor .. 12 Eylül'de gerçekleşecek olan Anayasa Referandumu öncesi Evet ve Hayır kampanyasının yanı sıra Boykotçularda yoğun bir şekilde çalıştıkları gözleniyor. Başta ünlü sohbet sitesi olan Facebook'ta olmak üzere MSN ve buna benzer internet hizmetleri aracılığıyla toplumu 12 Eylül'de yapılacak olan Anayasa Referandumun da Hayır oyu kullanılmasını isteyen internet kullanıcılarının boykotçular yakında takip ediyor. Evetçilerin etkinsizliği görülen internet sayfalarında herkesi Hayır ve ya Boykot'a davet edenlerin sayısına bakıldığında toplumun büyük kesiminin bir bölümünün referandumu mevcut iktidar ile hesaplaşma günü ilan ettikleri de gözlerden kaçmıyor. Kaynak: www.kuzeyanadolugazetesi.com
**YAZILIP, GÖRÜLMEK İSTEMEYENLER DE İNTERNETTE HAYIRCI!..
Başta BDP ve HEPAR gibi partiler olmak üzere basın ve medya’nın önemsemediği partilerin büyük bölümünün de internet aracılığıyla 12 Eylül’de yapılacak olan Anayasa Referandumuna hayır denmesi için yoğun bir çalışma yaptıkları ve Facebook, MSN’nin yanı sıra mail yollarıyla, 12 Eylül’de yapılacak olan Anayasa Referandumuna neden hayır denmesi gerektiğini anlatmaya çalıştıkları dikkat çekiyor.
**CHP'liler,Göle'de HAYIR’a yoğunlaştılar ..
Hayır çalışmalarına katılmak üzere Göle'ye gelen CHP Genel Sekreter Yardımcısı Gökhan Günaydın, CHP Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemur,CHP Kırklareli Milletvekili Tansel Barış,Parti Meclis Üyesi Hülya Güven ve CHP Ardahan İl Başkanı Yalçın Taştan,Göle İlçe Başkanlığı binasında partililerle biraraya geldi. "Hayır" çalışmalarına katılmak üzere Göle'ye gelen CHP Genel Sekreter Yardımcısı Gökhan Günaydın, CHP Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemur,CHP Kırklareli Milletvekili Tansel Barış,Parti Meclis Üyesi Hülya Güven ve CHP Ardahan İl Başkanı Yalçın Taştan,Göle İlçe Başkanlığı binasında partililerle biraraya geldi. CHP Göle İlçe Başkanlığı binasında partililerle biraraya gelen CHP Genel Sekreter Yardımcısı Gökhan Günaydın,26 tane birbirine benzemeyen maddeyi bir paketin içine koyarak yaratılan kargaşadan medet umanların vatandaşı neyi oyladığını bilemez duruma getirdiklerini savundu. Günaydın, "Hepimizin bildiği gibi 12 Eylül tarihinde Türkiye bir anayasa değişikliğini refaranduma götüren yasayı oylamak için sandık başına gidecek. Yurttaşlarımız ya "evet" diyecek, ya da "hayır." Fakat genel olarak kanımız şudur ki; vatandaşımız hangi yönde oy kullanacak olursa olsun, süreç konusunsa yeterince bilgi sahibi değildir. Bu vatandaşımızın suçu da değildir.Bir paketin içerisine birisi yürütme maddesi olmak üzere 25 tane maddeyi koyup da bunların tümüne "evet" ya da tümüne "hayır" demenin demokrat bir yaklaşımla açıklanamaz olduğu açıktır. Bu maddelerden kimisi beğenilip benimsenecek, kimisi de beğenilmeyip reddedilebilecek maddeler olabilir. Millet iradesine inanan bir iktidarın yurttaşlarımıza bu maddelerin tümü için "evet" ya da "hayır" oyu kullanma seçeneğini tanıması gerekirdi. Bu ülkeyi yöneten başbakan diyor ki;"Ben bir hap hazırladım vatandaşa.Vatandaş bunları ayrı ayrı düşünmeyecek ve bu güzelce hazırladığım hap'ı yutacak." Başbakanın bir hap'ı vatandaşa yutturma düşüncesi ve bunu aklından geçirip ifade etmesi, gerçekten garip ve vatandaşa saygı ile açıklanır bir durum değildir. Milletin önüne atılmış olan bu anayasa topunun aslında hepimize ülkemizin giderek artmakta olan ve AKP iktidarıyla çözülemez bir noktaya doğru sürüklenmekte olan sorunları bize unutturma çabasının da bir önemli parçası niteliğinde olduğunu ifade eden Günaydın, şöyle konuştu: "Herkes biliyor ki AKP iktidarı bu anayasa paketi değişikliğini çıkartırken üç tane temel amaç gütmüştür. Birincisi parti kapatmalarının zorlaştırılması, ikinci anayasa mahkemesinin yapısının üçüncüsü de HSYK'nın yapısının değiştirilmesidir. Bu üç temel amaç dışındakiler tabiri caizse AKP'nin garnitürü niteliğindedir. Yargıyı tümüyle kontrolüne alıp yargı üzerinden Türkiye'nin kurumlarını kendi yapısına, kendi isteklerine göre yeniden biçimlendirme telaşı içerisindedir."dedi.
**Evet dediler diye mi bu kadar baskı?
**EVET diyeceklerini açıkladıklar, başlarına gelmedik kalmadı .. Ardahan'da yayınlanan 12 yerel gazetenin sahibi ve yazıişleri müdürünün büyük bölümünün 12 Eylül'de yapılacak olan Anayasa Referandumu için evet diyeceklerini belirtmeleri çeşitli baskılara da neden oldu. Ardahanlı gazetecilerin görüşlerini belirttikleri yorum ve haberleri ardından çeşitli şekillerde baskı altına alınmak istediklerinden yakındıkları görüldü. Gazeteciler; 'Biz 12 Eylül'de yapılacak olan Anayasa Referandumu hakkındaki görüş ve fikirlerimizi gazetelerimizde yayınladıktan sonra başta siyasiler olmak üzere bazı kurum amirleri tarafından baskılara uğradık, uğruyoruz. Bunu anlamış değiliz.' diye yakındıkları da görüldü. Kendilerinin her seçmen gibi ülkenin geleceği için çok önemli olan referandum için fikir belirtme hakkının olduğunu ve bunu gazetelerindeki yorum ve haberlerde dile getirmek kadar doğal bir şey olmadığını belirten Ardahanlı gazeteciler, 'bu görüşlerini belirttikten sonra gerek siyasiler, gerek ise bazı kurum amirleri tarafından çeşitli ad ve hareketlerle baskı altına alınmaya çalıştığımızı üzülerek görüyoruz. Demokrasilerde çok önemli olan basının birer temsilcileri olarak kullanacağımız oyun rengini belirtmekten hiçbir sakınca görmüyoruz. Çünkü bizler gazetecüiyiz, referandumda olduğu gibi birçok konuda görüş ve fikirlerimizi hergün çıkardığımız gazetelerimiz aracılıyla kamuoyuna aktarırız. Bundan rahatsız olunacak ne var.' diye dert yandıkları görüldü. **Başlı: 'Ben öyle bir açıklama yapmadım' 12 Eylül'de gerçekleşecek olan Anayasa Referandumu öncesi tartışmalar sürerken, Ardahanlı gazetecilerin evet diyecekleri yönündeki haber büyük yankı yarattı. Ardahan'da yayınlanan Kuzey Doğu Anadolu, Son Vilayet, Yeni Gözlem, 23 Şubat, Hudut, İstiklal, Yeşil Göle, Gren Göle, Posof Sınır, Alsancak, Ardahan Haber ve Süreç isimli gazetelerin sahibi ve yazı işleri müdürlerinin görüşlerini belirttikleri haber dün ulusal ajanslarda son dakika haberi olarak tüm kamuoyuna duyurulması dikkat çekti. Ajansların ve ulusal basının gündeminde birinci sırayı alan haber ardından bir açıklama yapan Ardahanlı gazeteciler, 'bizlerin de bu yönde görüş ve fikirleri var. Ülkenin geleceği için çok önemli olan bir konuda görüşümüzü belirtmekten çekinmiyoruz. Kaldı ki bu görüş sadece bizleri, yani şahsımızı ilgilendirir. Ve gazetelerimize yansımaz.' dediler. Öte yandan Ardahan'da yayınlanan 12 yerel gazetenin sahibi ve yazı işleri müdürlerinin görüşlerini belirttiği haberde ismi geçen Süreç Gazetesi Sahibi Deniz Başlı kendisinin bu yönde bir görüş belirtmemesine karşın isminin haberde geçmesinin yanlış bir anlaşılma olduğunu belirtti. **Evet dedikleri gün karakola alındılar .. Öte yandan 12 Eylül'de yapılacak olan Anayasa Referandumu öncesi evet diyeceklerini açıklayan gazeteciler arasında olan Ardahan'ın Göle ilçesinde günlük olarak yayınlanan Yeşil Göle ve Green Göle isimli gazetelerin yöneticileri geçtiğimiz hafta trafik polisleri ile girdikleri bir tartışma sonucu karakola alınmaları dikkat çekti.Bir tesadüf mü, yoksa bir baskı mı olduğu anlaşılmayan bu davranış gazetecilere karşı son günlerde uygulanmak istenen baskıların bir örneği olarak yorumlandı. www.kuzeyanadolugazetesi.com
**EVET çin pazara indiler ..
12 Eylül'de gerçekleşecek olan Anayasa Referandumu için yoğun bir çalışma temposu ortaya koyan AK Parti Ardahan İl Örgütü dün EVET için pazara indi. AK Parti Ardahan İl Başkanı Yunus Baydar yönetiminde ki AKP'liler elerine aldıkları EVET broşürleri ile indikleri pazarda vatandaşlarda 12 Eylül'de gerçekleşecek olan Anayasa Referandumu için evet demelerini istediler. 12 Eylül'de yapılacak olan referandumda neden evet denmesi gerektiğini vatandaşlara anlatan AK Partililer aynı zamanda pazarın girişine bir evet standı kurdular. Pazar'da bulunan vatandaşlardan daha çok olmaları dikkat çekti.
**Çapan: ‘Artık AKP iktidarına dur deme zamanı gelmiştir.’
Göle’den sonra Kars'taki yerel ve yaygın basının temsilcileri ile Kar's Otelde sohbet toplantısında bir araya gelen Çapan, her geçen gün Kars'ın tarihi dokusunun yok olduğunu ifade ederek, memleketim için üzülüyorum dedi. Kars'tan siyasi bir beklentisinin olmadığını ifade eden Gürbüz Çapan, “Kars'a gelince huzur buluyorum, Kars benim ata yurdum. Her gelişim farklı değerlendiriliyor. Benim kimseden bir beklentim yok. Karslılardan tek isteğim var o da mevcut AKP iktidarına gereken dersi versinler” diye konuştu. Karslılardan referandumda "Hayır" oyu kullanmalarını isteyen Çapan, hükümetin şımardığını söyleyerek, “artık AKP iktidarına dur deme zamanı gelmiştir. Bu hükümetin freni patlamış, bozuk araba balatası gibi bağırıyor. Bu balatayı değiştirmek de, sesini kısmakta AKP'ye oy veren vatandaşlarımızın elinde. Artık gerçeği görün ve bu sesi kısın” dedi. Referandum içeriğinin hayatımızda hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini vurgulayan Gürbüz Çapan sözlerine şöyle devam etti : “İşsizlik, yoksulluk ve yolsuzluklarla dolu bir ülkede yaşıyoruz. Bu referandumunun AKP'den başka kimseye bir faydası yok, bu yüzden Karslılardan referandumda "hayır" oyu kullanmalarını şiddetle istiyorum. Bu nedenden dolayıdır ki ata yurdum Kars'tayım. Bugün Kars'tan ayrılıyorum fakat ; "hayır" çalışmalarımız artarak devam edecektir.” Çapan, daha sonra şunları söyledi: “Esas Türkiye’nin sorunu şuydu; birincisi siyasi parti kanunu değişmeliydi. İkincisi de seçim sisteminde barajın çok yüksek olduğu herkesçe kabul edilen bir şeydir. En fazla yüzde 5 yapabilirdin. Hatta bir seçim bölgesinde birinci olanı barajı aşmış sayalım. Avrupa da bu böyledir. İnsanları rahatsız eden şeyleri değil onları rahatlatan onları mutlu eden şeyler getirmek lazım. Şimdi çıkıp diyor ki; “ben 12 Eylülle hesaplaşacağım.” Orada şöyle bir madde koysaydın ‘12 Eylül darbesi ve sonuçları insanlık suçlarıdır. Mevcut yasada ki zaman aşımı işlemez burada.’ Anlardık ki hesaplaşacaksın. Bizde gider ona göre oy verirdik. Bütün hayatımızı zehir ettiler. O gün korkunç travmadır bundan kurtulmak mümkün değil. Biz 12 Eylülde sadece ölemedik. Ölmeyi beceremedik. Ben Diyarbakır’da yattım. Kimse bilmiyordu bizim hayatımızda ne oldu ne bitti. Beni kayıt dışı aldılar. Bu AKP, bunların tümü 12 Eylül darbecilerinin meyvesidir. 12 Eylülün mağdurları MHP’lilerdir diyoruz ya 12 Eylülcülerle MHP’liler aynı fikirdeydiler. Biz taraftık yenildik. Kalan kaldı, ölen öldü. Kalan sağlar bizimdir. Düşlerimiz, hayallerimiz halen devam ediyor. Hiçbir zaman o düşlerden vazgeçmiş değilim. Ben sosyalist kültürle büyüdüm. Mahkemede de anlattım. Ben Kars’ın rengini taşıyorum. Kente sahip çıkanlar burada azaldı. Kentliler Kars’tan göçüp gittiler ve gelenlerde bilmiyor ki ne yapacağını. Benim için Kars ana yurdumuz, ata yurdumuz. Burası rahat ettiğim, yattığım, koruma derdimin olmadığı yer. Her gelişimizde acaba burada ne yapmak istiyor diyorlar. Ben Kars’ın iyi şeylerini duyunca mutlu oluyorum. Bunun için faşist olmak, komünist olmak gerekmiyor.”
**Gürbüz Çapan: Öyle bir açıklama yapmadım ..
12 Eylül Askeri cuntasının kendisine yaptıklarını AKP’nin de Ergenekon Operasyonu adı altında yapmaya devam ettiğini belirten İstanbul/Esenyurt eski belediye başkanı Dr. Gürbüz Çapan hayır için geldiği Ardahan’da eski dostlarını ziyaret etmeyi ihmal etmedi. CHP eski İl Genel Meclis Üyesi, Ardahanlı siyasetçi/işadamı Fevzi Yılmaz’ı da ziyaret eden Gürbüz Çapan Göle ve Ardahan ziyareti sırasında, ‘CHP’de beyaz faşisttir’ şeklinde bir demeç vermediğini, bunun yaptığı bir konuşmada gazeteciler tarafından yanlış anlaşılıp, yazılan bir kelime olduğunu belirtti. Ardahan ziyaretinde gördüğü manzaradan hiçte memnun olmadığını belirten Çapan, ‘Ardahan ilçe iken daha güzeldi. Bugün kü hali adeta yıkılmış bir şehir görünümünü veriyor. Bu da AKP’nın 8 yıllık iktidarında ülkeyi olduğu gibi Ardahan’ı da harabeye çevirdiğinin bir gösteresi olara algılanabilir.’ dedi. Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com
**Öcalan’dan selam var!
Abdullah Öcalan'ın, avukatlarıyla geeçtiğimiz Çarşamba günü yaptığı görüşmenin ardından, PKK'ya yakın internet sitelerine verdiği mesajları yayımlayamaya başladı. Bu internet sitelerinde yazılanlara göre Abdullah Öcalan bu görüşmede de yine sağlık sorunlarını gündeme getirdi, "Bu nefessizlik durumundan öteye, üzerime yüklenen siyasi sorumluluk, baskı beni daha çok zorluyor" ifadesini kullandı. **SİVİL HEYET GELİYOR Abdullah Öcalan, kendisiyle sivillerin görüştüğünü belirterek, "Benimle görüşen heyet, sivil kişilerden oluşuyor. İlk dönemler benimle görüşenler askeri heyetti, şimdiki heyet sivil bir heyet" dedi. Kendisiyle son dönemde yapılan görüşmeleri, İmralı Adası'na getirildiği ilk dönemdeki görüşmelere benzettiğini anlatan Abdullah Öcalan, "Buraya ilk getirildiğim dönemler askeri heyet, bir süre benimle diyaloga geçti. Bir süre görüştüler, ardından görüşmeler aniden kesildi. ve bir daha uzun süre görüşme olmadı, buna bir anlam veremedim. Şimdi de benzer bir durum yaşanabilir. Bilemiyorum Hükümetin son açıklamalarına bakılırsa aniden kesilebilir" dedi. **"ERDOĞAN, KILIÇDAROĞLU'NDAN GERİDE" Hem devletin hem de PKK'nın sorumluluğu kendisine yüklediğini ve bunu iki hafta daha taşıyabileceğini söyleyen Abdullah Öcalan, "Gelişme olursa rolümü oynarım. Ama Başbakan Erdoğan'ın son dönemdeki çıkışlarına baktığımda hayrete düşüyorum, Kılıçdaroğlu'ndan bile geri konuşuyor" dedi. Avukatlarına "Bir taraftan görüşüyorlar, diğer taraftan niye böyle yapıyorlar" dediği belirtilen Abdullah Öcalan, Başbakan Erdoğan'ın milliyetçi söylemleri geliştirdiğini ve milliyetçiliği körüklediğini söyledi. Bu yaklaşım tarzının herkese kaybetiridğini ileri süren Öcalan, "Böyle kısa vadeli hesaplarla sorunu nasıl çözecek? Bu son konulara ilişkin açıklamalarına bakıyorum, oldukça hayrete düşüyorum. Böyle ucuz yaklaşımlarla çözüm gelişmez, milliyetçi söylemlerle olmaz" diye konuştu. "BOYKOT DERİNLEŞTİRİLMELİ" Abdullah Öcalan, avukatlarıyla görüşmesinde referandumda boykot fikrini desteklemenin yetmeyeceğini belirterek, boykotun aktifleştirilmesi ve derinleştirilmesi gerektiğini söyledi. Ortaya attığı 'demokratik özerklik' konusunun yanlış boyutta tartışıldığını ileri süren Öcalan, "Bizim koyduğumuz demokratik özerklik projesi, etnisiteye ve coğrafi sınırlara dayanmıyor. Bizim ortaya koyduğumuz demokratik özerklik modeli demokrasiye dayanıyor. Örneğin Hatay'da da, Adana'da da bir demokratik özerklik kurulabilir. Bahsettiğimiz demokratik özerklik sadece Kürdistan'a ilişkin değil, Ege, Karadeniz, Orta Anadolu'ya da ilişkindir. Tartışmalar bunun üzerinden gelişmelidir" dedi. **"KCK DEMOKRATİK ÖZERKLİK İLAN ETSİN" Abdullah Öcalan, Kürdistan Topluluklar Birliği'nin (KCK), eylemsizlik sürecinin ardından demokratik özerklik ilan edebileceğini, bunun da Türkiye Cumhuriyeti tarihine bir eleştiri olacağını söyledi. Öcalan, önümüzdeki iki haftanın çok önemli olduğunu ve 15-20 Eylül'de birçok şeyin netleşeceğini söyledi. O zamana kadar bekleyeceğini kaydeden Öcalan, "Ben de halkımıza bu tarihe kadar bekleyin diyeceğim. Eğer bu tarihe kadar bir gelişme olmazsa ben sorumluluk almayacağım. ve KCK alacağı kararlara göre kendi sorumluluğunu üstlenmelidir. Eğer belirli adımlar hükümet tarafından atılırsa o zaman rolümü oynamaya çalışacağım." **Kars’a selam yolladı .. ‘Halkımızın yaşadığı bu sıkıntılara duyarlı olmalı ve onlara sahip çıkmalıdır. Öyle sadece boykotla yetinmemeli, Kürtlerin tüm sorunlarıyla ilgilenmeli, örgütlemeli, birbirinden haberdar olmalıdır. Tüm cezaevindeki arkadaşlara, dostlara, Dersim, Hatay ve Kars'taki halkımıza selamlarımı iletiyorum.” diyerek açıklamasını bitiren Abdullah Öalan’ın özelikle ve ilk kez Kars’a selam gönderiyorum diyerek sözlerini bitirmesi dikkat çekti.
**Selamı geldi, silah bulundu!..
Abdullah Öcalan’ın son mesajından, ‘Kars’a selam söyleyin’ mesajından yola çıkan güvenlik güçleri Göle’de, Dedeşen yaylası bölgesinde, güvenlik güçlerince icra edilen faaliyet esnasında, PKK örgütü mensuplarınca araziye gizlenmiş; 240 Biksi makineli tüfek mermisi, 151 Kaleşnikof piyade tüfek mermisi ve 2 Kaleşnikof piyade tüfek şarjörünün bulunduğunu bildirdi. Referandum’un boykot edilmesini ve sandık başına gidilmemesi için harekete geçtiği ileri sürülen PKK’nın bölgede olabileceği ihtimalini yükselten bu gelişme Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde verdiği bilgi ile heycana neden oldu. İşte o açıklama; Hakkari Merkez ilçe Çaltıkoru Jandarma Karakol Komutanlığına gece yarısı taciz ateşi açan teröristler, karşılık verilmesi üzerine dağa kaçtı. Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde yer alan açıklamaya göre Çaltıkoru Jandarma Karakol Komutanlığı'na bir grup PKK’lı tarafından dün saat 00.30'da roket ve uzun namlulu silahlarla taciz ateşi açıldı. Güvenlik güçlerince anında karşılık verilmesi üzerine, PKK’lılarınbölgeyi terk ederek dağlık arazi kesimine kaçtı. Olayda herhangi bir hasar ve zayiatın meydana gelmediği belirtildi. Genelkurmay Başkanlığı ayrıca Ardahan ili Göle ilçesi Dedeşen yaylası bölgesinde, güvenlik güçlerince icra edilen faaliyet esnasında, PKK’nın mensuplarınca araziye gizlenmiş; 240 Biksi makineli tüfek mermisi, 151 Kaleşnikof piyade tüfek mermisi ve 2 Kaleşnikof piyade tüfek şarjörünün bulunduğunu bildirdi.
**Abdullah Öcalan’ın son mesajından, ‘Kars’a selam söyleyin’ mesajından yola çıkan güvenlik güçleri Göle’de, Dedeşen yaylası bölgesinde, güvenlik güçlerince icra edilen faaliyet esnasında, PKK örgütü mensuplarınca araziye gizlenmiş; 240 Biksi makineli tüfek mermisi, 151 Kaleşnikof piyade tüfek mermisi ve 2 Kaleşnikof piyade tüfek şarjörünün bulunduğunu bildirdi. Referandum’un boykot edilmesini ve sandık başına gidilmemesi için harekete geçtiği ileri sürülen PKK’nın bölgede olabileceği ihtimalini yükselten bu gelişme Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde verdiği bilgi ile heycana neden oldu. İşte o açıklama; Hakkari Merkez ilçe Çaltıkoru Jandarma Karakol Komutanlığına gece yarısı taciz ateşi açan teröristler, karşılık verilmesi üzerine dağa kaçtı. Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde yer alan açıklamaya göre Çaltıkoru Jandarma Karakol Komutanlığı'na bir grup PKK’lı tarafından dün saat 00.30'da roket ve uzun namlulu silahlarla taciz ateşi açıldı. Güvenlik güçlerince anında karşılık verilmesi üzerine, PKK’lılarınbölgeyi terk ederek dağlık arazi kesimine kaçtı. Olayda herhangi bir hasar ve zayiatın meydana gelmediği belirtildi. Genelkurmay Başkanlığı ayrıca Ardahan ili Göle ilçesi Dedeşen yaylası bölgesinde, güvenlik güçlerince icra edilen faaliyet esnasında, PKK’nın mensuplarınca araziye gizlenmiş; 240 Biksi makineli tüfek mermisi, 151 Kaleşnikof piyade tüfek mermisi ve 2 Kaleşnikof piyade tüfek şarjörünün bulunduğunu bildirdi.
**Festivaller CD’de toplanacak ..
Bu yıl yapılan 12 Ardahan Kültür ve Bal Festivali ile sona eren Ardahan'da ki yaz etkinliklerine katılan sanatçı, ozan ve âşıkların söylediği türküler bir CD’de toplanacak. Şölen, Şenlik ve Festivaller kenti olmaya başlayan ve yılın her Temmuz, Ağustos aylarında gerçekleşen yaz etkinliklerine katılan sanatçı, ozan ve âşıkların hemen hemen aynı isimlerden olması dikkatlerden kaçmazken, bunların söyledikleri türküler etkinliklerin görüntüleriyle birlikte CD yapılacağı öğrenildi. Hoçvan Yayla Şenliği, Damal Şöleni, Âşık Şenlik Festivali, Çıldır Göle Festivali, Göle Kaşar Festival, Bülbülan Yayla Şenliği, Posof Aşıklar ve Türkü Şöleni ve Ardahan Kültür ve Bal Festivaline katılan sanatçıların birçoğu da Ardahanlılardan oluşuyor.
**kampuslere arazi mafyası engeli ..
Üniversite kampüslerinin bir an önce yapılması için köyünün arazisinin büyük bölümünü üniversiteye bağışlayan köy Dursun Ali Bilican kampüslerin temelenini halen atılmamasını arazi ağalarının engeli dolaysıyla olduğunu ileri sürdü. İki yıldır açılmasına karşın bir türlü kampus inşaatlarına başlanılamayan Ardahan Üniversitenin yapılaşmasına Ardahan'da ki arazi ağalarının neden olduğu ileri sürüldü. Ardahan İçin çok önemli ve hayati bir boyutu olan üniversitenin bir an önce kurumsallaşıp, kampuslerini yapması için köyünün arazilerinin büyük bölümünü karşılıksız olarak üniversiteye bağışladığını belirten Çamlıçatak (Gölebert) köyü muhtarı Dursun Ali Bilican üniversitenin kampuslerinin yapılacağı yeri değiştirmek için uğraşanların olduğunu, bunların da Ardahan'da ki arazi ağaları olduğunu ileri sürdü. **Değiştirilse, Adam düşer! Ardahan Üniversitesine köyünün arazisinin büyük bölümünü bağışlayan Çamlıçatak Köyü Muhtarı Dursun Ali Bilican yaptığı açıklama, 1992 yılında Ardahan'ın vilayet olmasıyla başta mevcut AK Parti Milletvekili Saffet Kaya ve mevcut Ardahan Belediye Başkanı Faruk Köksoy'un yakınlarının Ardahan-Göle yolu üzerinde büyük araziler alarak, kentte yapılacak yatırımların köylülerimizin bir araya gelip, arazilerinin büyük bölümünü bağışladığı ve Ardahan Üniversitesi yöneticilerinin kararıyla kampuslerin yapılacağı bölgeye, Ardahan/Kars yolu üzerine değil, Ardahan/Göle yolu üzerinde yapılması için girişimler başlattıkları ve bunun büyük bölümünü de başararak, başta yeni yapılan TOKİ Konutlarını, Yeni Devlet hastanesini, Öğrenci Yurtlarını, Emniyet Müdürlüğünü, Polis Evini arazilerinin bulunduğu mıntıkada yaptırmayı sağladıklarını, şimdi de üniversiteyi o bölgeye, zemini inşaata müsait olmayan bölgeye kaldırmaya çalıştıklarını belirtti. Ardahan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Korkmaz'ın, daha önceki vali Selim Cebiroğlu'nun çabalarıyla, şimdi ki Vali Mustafa Tekmen'in desteklyeriyle bir buçuk yıldan fazladır yeri belirlenen Ardahan Üniversitesi Kampüslerinin yerini değiştirip, daha önceden etüt zeminleri yapılarak inşaatlara müsait olmadığı tespit edilen bölgeye kampüsünde ısrarla taşınmasını isteyen rantçı kesim köylüden önceden ucuza elde ettikleri arazilerinin değerlendirmek için iki yıldır kampuslerin temeleni atmayı engelliyorlar. Eğer bu yönde bir değişiklik olursa adam düşer diyen Çamlıçatak köyü Muhtarı Dursun Ali Bilican, Ardahan'da ki arazi mafyası ve ağalarının üniversitenin kampüslerini taşımak istedikleri bölgede yapılan onca inşaatın zeminlerinin iyi olmadığında sonra ki denetimlerde kullanılmaz ve depreme dayanıklı olmadığı, bunların başında Bugün kampüsleri o bölgeye taşımak isteyen AKP Milletvekili Saffet Kaya'nın yaptırdığı öğrenci yurdu, polis evi ve emniyet müdürlüğü binaların geldiğine dikkat çekti. **Vali değişiklik olmayacak .. 35 Milyonluk bir bütçe ile yapılması için ihaleye çıkarılan ancak köy muhtarının ileri sürdüğü iddialar dolaysıyla iptal edilen ihaleler dolaysıyla inşaatlarına bir türlü başlanılmayan Ardahan Üniversitesi'nin kampus yerinin değiştirilmesinin söz konusu olmadığını açıklayan Ardahan Valisi Mustafa Tekmen bazı teknik nedenler dolaysıyla ihaleleri iptal edilen üniversite kampüslerinin belirlenen yerde yapılacağını ve inşaatlarının ihalelerinin bu ayın 22'sinde yapılmasının beklendiğini belirtirken, konu hakkında görüşlerine başvurduğumuz Ardahan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Korkmaz, 'Bu konuda çok yoruldum. Bana bir şey sormayın' demesi dikkat çekti.
**Ardahanlı Rektörler Küsler mi?..
Kars Kafkas Üniversitesi'nin eski ve yeni Ardahanlı Rektörleri olan Prof. Dr. Necati Kaya ve Hanaklı Prof. Dr. Aba Müslüm Güven'in Ardahan Üniversitesine yönelik bugüne dek hiç bir katkıları ve destekleri olmadığı görülüyor. Her iki hemşeri rektörün sanki Ardahanlı değillermiş gibi yeni açılan Ardahan Üniversitesine yönelik ciddi ve gözle görülür bir katkısının olmamasından yakınan Ardahanlılar, ‘yeri geldiğinde Ardahanlı olduklarından gurur duyduklarını belirten birçok hemşerimiz gibi rektörlerimizde Ardahan'a karşı vefasız çıktılar' diye Ardahanlı Rektörler olan Güven ve Kaya'ya sitem ettikleri görülürken, buna nedenin ne olduğunu merak ettiklerini belirtiyorlar. **Sorun yine Ardahanlı olan rektörde mi? Kars Kafkas Üniversitesi'nin başında olmasına karşın kurucusu olduğu Ardahan Yüksek Okulunu, akabinde Ardahan Üniversitesi'ni adeta unutan iki Ardahanlı rektörün memleketlerinde yeni kurulan üniversiteye karşı olan duyarsızlıklarının nedenini merak eden Ardahanlılar, 'Olmaya ki yine Ardahanlı rektör olan Ardahan Üniversitesinin Rektörü Prof. Dr. Ramazan Korkmaz'ın birçok Ardahanlıyı olduğu gibi bu ve bunlara benzer değerli rektörlerimizi, profesörlerimizi, öğretim üyelerimizi, iş adamlarımızı küstürecek tavır ve tutumlar içine mi girdi?' diye soramadan edemiyorlar.
**Hiç bir arada göründüler mi? Ardahan Üniversitesi'nin kurulmasında ilk adımları atanların başında gelen Kars Kafkas Üniversitesi'nin eski rektörü ve yeni rektörünün adı sanlarının unutulduğunu, nerede, ne iş yaptıklarını bilmediklerini belirten Ardahanlılar, mevcut üniversite yönetiminin çoğuna Elazığ'da ki meslektaşlarını getirip, Ardahan Üniversitesi yönetimine koyan Çıldırlı Rektör Prof. Dr. Ramazan Korkmaz'ın bu iki değerli isimin adlarını kuruluş çalışmalarının yürütüldüğü Ardahan Üniversitesinin sınıflarına da mı veremezdi?' diye sorarlarken bu durumun suçlusunun mevcut Ardahanlı rektör mü, yoksa Kars Kafkas Üniversitesinin eski ve yeni olan Ardahanlı rektörlerden mi geldiğini de merak ettikleri gözleniyor. Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetsi.com
**Üniversiteye kayıtlar başladı ..
Henüz iki yaşına giren Ardahan Üniversitesi bu kısa süre içerisinde akademik ve fiziki gelişimi ile bölgenin ve ülkenin dikkatini çeken bir noktaya geldi. Kuruluşunda özellikle öğrencilerinin barınma sorunu başta olmak üzere birçok fiziki imkânsızlıklarla da başa çıkmak zorunda olan Ardahan Üniversitesi, bugün ses getiren, değişen ve değişirken de değiştiren bir üniversite durumuna gelmiştir. 31 Ağustos’ta başlayan kayıtlar ile daha çok büyüyen Ardahan Üniversitesi ailesi, 2010-2011 yılında iki binden fazla öğrencisi ile akademik faaliyetlerini yürütecek. Konu ile ilgili bir açıklama yapan Ardahan Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Ramazan Korkmaz, Ardahan Üniversitesi’ni tercih eden öğrencilere ve ailelerine tebriklerini ileterek şunları söyledi: “Ardahan Üniversitesi, bilimin aydınlık yolundaki ilerleyişine başlayalı henüz iki yıl oldu. Üniversitemiz bu kutlu ilerleyişine, 2010-2011 akademik yılında, yeni kayıt yaptıracak 610’u lisans, 700’ü önlisans olmak üzere toplam 2137 öğrenci ile devam edecektir. Her geçen yıl sayımız çoğalacak, bu aile daha çok büyüyecektir. Üniversitemiz, Ardahan’ı ülkemizin son noktası olmaktan çıkarıp Kafkasya ve Orta Asya hinterlandı için bir başlangıç noktasına çevirmeyi hedeflemektedir. Bu hedefi gerçekleştirmek için başta Kafkasya Üniversiteler Birliği’nin kuruluşu olmak üzere birçok somut adım attık. Avrupa’daki Erasmus programına kabul edildik. Ayrıca Kafkasya ve Orta Asya’daki bölge üniversiteleri ile Avrupa’daki Erasmus benzeri programlar oluşturduk. Bu misyon çerçevesinde yaptığımız ve daha çok yapacağımız çalışmalar bölgeye bir sinerji katmıştır ve katacaktır. Üniversitemizin bilim yolundaki bu kutlu yürüyüşüne katılan öğrencilerimize ‘hoş geldiniz!’ diyorum.” Türkiye’nin dört bir yanından gelen öğrenciler ve aileleri ise, Ardahan Üniversitesi’nde akademik ve idari kadrondan herkesin büyük bir samimiyet ve sıcaklıkla kendilerini karşıladıklarını belirterek, gördükleri ilgiden duydukları memnuniyetlerini dile getirdiler. Öğrencilerin kayıt işlemleri Ardahan Üniversitesi İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi Binasında kurulan kayıt bürosunda gerçekleştirilirken Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı’ndan edinilen bilgiye göre 31 Ağustos’ta başlayan kayıtlar 7 Eylül’e kadar devam edecek.