• Ana Sayfa
  • İlanlar
  • Firma Rehberi
  • Foto Galeri
  • Haber Arşivi
  • İletişim
  • Ziyaretçi Defteri
  • Videolar
KCK ve KKTC
31 Ocak 2012 / Salı
Fakir Yılmaz
KCK ve KKTC

Çoğunun açılımının ne olduğu  doğru dürüst bile bilmediğine inandığım KCK Operasyonlarının bir yenisinin daha yapıldığı ve Leyla Zana'ya ait evin dünya da eşi benzeri görülmeyen bir keyiflilikle çilingir ile açıp, aranmasıyla sonuçlanması ardından kardeş dediğimiz Azerbaycan'ın bile tanımadığı, ama terörist olarak ilan ettiğimiz ve öldürülmesine katkı sunduğumuz Libya'nın lideri Kaddafi'nin tek başına tanıdığı Kıbrıs'tan da bir haber geldi. Tam da KCK Operasyonun yapıldığı sırada, 'KKTC Kurucu Liderlerinden Rauf Denktaş 88 yaşında öldü' haberi ünlü hükümet yanlısı medya ve basınımızı kurtarmıştır.. Çünkü dünyanın hiç bir baskıcı yönetimlerinden bile görülmeyen uygulamalarla süren KCK Operasyonlarının içeriğini, yapılışını, nedenini tartışmak bile herkesi basını, medyayı bile her an KCK'lı yapabilir korkusu var bu ülkede.. Tabi bu operasyonları yaparken kamuoyunun tepkisini en aza indirmek ve KCK’nın ne olduğunu bile bilmeyen toplumdan destek almak için de tamda o esnada sağa sola gömüldüğü ileri sürülen bombalarda bulmak gerekir ki; dünyada eşi benzeri görülmemiş baskılar sonucu yapılan bu operasyonların meşru olduğunu kabul ettirelim.. Kürtleri içeri almakla Kürt sorununu çözeceğine gün geçtikçe iyiden iye inanmaya başlayan AKP Hükümetinin bu yöntemle hak arayan toplumu susturup, baskı altına almaya çalışmasının ne kadar mantıklı olduğunu tartışmaya korkan medyanın imdadına son anda yetişen KKTC Cumhurbaşkanlarından Dektaş'ın son sözü olduğu öne sürülen 'Hürriyet' kelimesinin de niye o kadar önemsendiğini de anlamak ise zor bir durum.. Çünkü KCK'lı diye gösterilip, terörist ilan edenlerinde KKTC Lideri gibi hürriyet demekten öte bir şey istemediğini o medyada, bu operasyonları yapan hükümette iyi biliyor.. Bilmiyorum ama bana sorarsanız KCK'nın dışlandığı, dünyanın işgalci olarak ilan ettiği KKCT'nın aynı günlerde gündeme gelmesinin de ilahi bir adaletin mesajı olmalı diye düşünüyorum.. Çünkü biri KCK, diğeri KKTC.. Biri Türkiye'de tanınmaz, diğeri dünyada.. Kent Konseyi Kimlerden Oluşuyor? Ardahanlıların uzun süredir beklediği, aynı zaman da yasal bir zorunluluk olan ve bizimde sürekli dinlendirdiğimiz Ardahan Kent Konseyi'nin kurulduğunu, belediye başkanın 2011 yılını değerlendirdiği açıklamasında nihayet öğreniyoruz. Belediye Başkanı Köksoy'un bizzat yaptığı açıklamasında kurulduğunu duyurduğu ancak ilk toplantısı, geçtiğimiz gün Kars'a gelen Tarım Bakanı yüzünden sekteye uğrayıp yapılmayan Ardahan Kent Konseyi'nin ilk toplantısı yarın yapılacak diye duyuyoruz.. Programı ve kimlerden oluştuğu da kamuoyuna duyurulmayan ve yarın yapılacağı duyurulan Ardahan Kent Konseyi'nin üyelerinin kim olduğunu merak ediyorum. Çünkü Kent Konseyinin oluşumunda birinci görevli olan belediye, merkezi yönetimin, yerel yönetimin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve sivil toplumun ortaklık anlayışıyla, hemşerilik hukuku çerçevesinde buluştuğu; kentin kalkınma önceliklerinin, sorunlarının, vizyonlarının sürdürülebilir kalkınma ilkeleri temelinde belirlendiği, tartışıldığı, çözümlerin geliştirildiği ortak aklın ve uzlaşmanın esas olduğu demokratik yapılar ile yönetişim mekanizması olduğunu unutmamalıdır. Ve en önemlisi ise burayı belediye başkanın kendi partisinin görüşünde olanlarca değil, halkın her kesiminin ileri gelenlerinin üyesi olduğunu ve görüşlerini bağımsız, özgürce anlatacak kişilerden oluşturmalıdır.. Şimdi sorumuzu yeniden soruyor ve diyoruz ki; Ardahan kent Konseyi kimlerden oluşuyor? Yeşiley Derneği veya Kızılay Derneği gibi her dernekte olup, bir şey yapmayanlardan mı, yoksa Valilik bünyesinde bulunan ve vali beyin karşısında gıglarını çıkarmayan formalite İnsan Hakları Kutuları gibi onca şikayete karşın katıldıkları toplantılarda hiç insan hakları ihlali görmeyenlerden mi oluşturuldu .. Belki de SYDV'nın üyeleri gibi bir iki partili, emekli ve imamdan mı oluşturuldu Ardahan Kent Konseyi?.. Bilmiyorum ama bir kent için çok önemli olan konseyi oluşturacakların alacakları kararlarla öncelikle konseyin sözlük anlamını bilenlerden oluşması gerektiğine inanıyorum, umarım öyledir diyerek.. Hukuktan şüphe duyulmamalıdır.. Omuzlarında ki rütbelerin, oturdukları makamların güçlerinin gün gelip, gideceğini düşünmeyenlerin içine düştükleri son durumu emekli Genelkurmay Başkanı Başbuğ'un içine düştüğü durumda da anlayabiliriz. Hatırlarsanız bugün terör örgütü kurmak ile suçlanıp, kodese atılan Başbuğ paşa benim de muhabirimi olduğum Taraf Gazetesi'nin ortaya çıkardığı belgeye, üzerine çıktığı savaş gemisinde biz gazetecilere ve demokrasi yanlılarına el sallayarak, 'Bu kâğıt parçası ile Allah Allah diyen bizleri yıpratmaya çalışıyorlar' demişti. Ama gün gelmiş, omuzlardaki rütbeler ve koltuklar gibi kendisi de habise gitmişti.. Ancak bunlar yeterlimi bilinmez ama insanların halen tam hukuktan şüphe duyduğunu ve hukukun hükümetin etkisinde olduğu yönünde iddialarda bulunuyor. Çünkü bir taraftan Kürtleri dize getirmek için kendilerine yüklenildiğini belirten ve ardı arkası kesilmeyen KCK Operasyonlarının bu nedenle yapıldığını ileri süren BDP'liler, Özel Yetkili Savcı ve Hâkimlerin AKP İktidarının gündem değiştirmek için kullandığı birer kurum haline geldiğini iddia eden CHP ve her ne kadar milliyetçi söylemlerle Hakkâri Uludere olayını savunup, nara atsa da bu yönde ki rahatsızlığın dile getiren MHP Adaletin gerçek anlamda oturtulmaya çalışıldığı demokrasi içinde başta AKP'li belediyeler hakkında ileri sürülen iddilara da bu cesaretle üzerine gidip, hareket etmesini beklediklerini belirtiyorlar. Belediye başkanları gibi bakanları hakkın da bir çok iddianın ortaya atıldığı AKP'nin üzerine gidilmediğini, bunun içinde Başbuğ'a kadar gelen tutuklamaların çokta samimi bir hukuk anlayışı olmadığını belirten muhalefete de hak vermemek elden olmazken, hukukun bir an önce bu gölgeden, yani AKP'nin uydusu olduğu yönündeki iddialardan kendisini kurtarması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü savcıya ifade vermeye gelirken tutuklanacağını hesaba katmadığı için pijamasını da yanına almayı aklına getirmeyen Başbuğ paşa ve diğerlerinin hukukun sadece kendileri aleyhinde işlediğini düşünmemesi için bu bir an önce yapılmalıdır.



Bu Yazı 139 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.