|
Kürtlerin ‘KCK’, gazeteci ve aydınların ‘Oda’, generallerin ‘Balyoz’ terör örgütü isimleri ile içeriye alındığı AKP İktidarı sırasında bir dava daha sonuçlandı. Gerçi bu yaşananların hepsi de AKP hükümeti döneminde yaşanmamışımıydı.. Evet Cağaloğlu'nda gazetecilik yaptığım sırada tanıştığım Agos Gazetesi'nin yaratıcısı Hrant Dink davası da hayallerin yıkılmasıyla sona erdi.. Bu karar ile katiller neredeyse ödüllendirilmiş, adeta 'İyi etiz Hrant'ı öldürdünüz' denilerek katiller salıverilmiştir. Bu yetmemiş gibi, uzun süre inkar edilen JİTEM elamanı görevini yerine getirme keyfi ile kendisi hakkında ısrarla örgüt elamanı diyen savcıya birde hakaret etmiştir. Ve buna rağmen salıverilmiştir.. Şimdi yeni bir operasyon başlatılıp, adına da 'Hrant Örgütü' denilip, benim de içinde bulunduğum, 'Hepimiz Hrant Dink'iz' diyenleri toplamamın zamanı. Çünkü asıl suçlular katiller değil, biz, barış güvercinlerini vurmayın diyenlerdir.. Siz bakmayın başbakanın, AKP'li bakanların öncekiler gibi elcesine yüz dökmesine bakmayın.. Çiller döneminde de onca Kürt iş adamı ve aydın, siyasetçi İstanbul/Kocaeli/Adapazarı üçgeninde öldürülmemiş miydiler?.. O zamanın bakanları ne demişti bilmiyorum ama, Çiller 'bir oya bir kurşun' dediğini hatırlıyorum.. Sivas'ta Alevi aydınlar canlı canlı yakılırken İnönü'de dememişimiydi 'Katiller yakalanacak, adalet önüne çıkarılacak!' Çıkarılmıştılar da, Hrant'ı katleden bir iki tetikçi gibi yargılanmışlardı.. Ve bugün kazıldıkça toprakta insan kemiklerinin fışkırdığı bu ülkenin topraklarında barış için çabalayanlar hep terörist, bölücü olarak ilan edilmiş, edilmeye de devam etmiyor mu? Ve asıl bunların hepsinin sorumlularının hükümetler değil, onların idare ettiği devlet ise hiç değil. Asıl suçlular Hrant Örgütünü kurup, barış, barış diye haykıran goministler, yok yetmez Ermeni dolu diye suçlanan içimizde ki hainlerdir yakalayın, 'Hepimiz Hrant'ız' diyen bizleri, susturun.. Taşımalı Protesto Olur mu? Fransa'nın, Ermeni soykırımını inkâra hapis ve para cezası getiren teklifinin Fransa senatosunda görüşmeye karar vermesinin öncesi ve ardından gerek ülke içinde, gerek ise ülke dışında gelen tepki ve tartışmaları yakından izliyorum. Özelikle de Fransa'da ki Türklerin bu yönde attıkları adımları dikkatimi çekiyor. Gerçi AB adı altında artık bir ülke olan tüm Avrupa'da diyeceğimiz alanda bu yönde yapılan yürüşleri ve protestolar ardından bir araya gelen Türklerin burada olduğu gibi orada da zorra ki ve birilerini adeta zorla itmesi ve organizesiyle bir araya geldiği ve bunun başta bizim ülke yönecilerince olmak üzere tüm dünyaca samimi bir adım olmadığı yönünde değerlendirildiğini de görüyoruz. Çünkü taşımalı su ile değirmenin dönmediğini bilen herkesin başta Fransa'da ki Türk konsolosluğu olmak üzere orada ki Türk derneklerinin mazot parasını karşıladığı otobüslerle bir araya getirilen kalabalıkların dünyanın gidişatına yön veren parlamento ve senatörleri hiçte etkilemeyeceğini bizimkilerde iyi biliyorlar. Gerçi ola ki teklif geri çevrilirse, 'Yürüdük, bizden, Türklerden korktular' başlıkları şimdiden hazır ya neyse, burayı es geçelim, aksine vatan haini, Ermeni dostu olmakla suçlanırız .. Ama benim bu yürüyüşlerde gördüğüm tek şey bizlerin Avrupa'ya da gitsek değişmediğimizdir.. Çünkü Ardahan'da politikacıların önceden mazot parasını yatırdığı minibüslere, tıraş olmadan, ahırda ki elbiselerle 'bedavadır' deyip binen ve mazot parası verilmiş olan araçlarla şehre gelenlerden farklı değildi Paris meydanını dolduran benim dişlerimden sarı dişleri, boğazlı kazakları ile niye, neden orada olduklarını doğru dürüst bilmedikleri yüzlerinden okunan yurt dışındaki hemşerilerim.. Kısacası 'Taşımalı protesto' diyebileceğimiz bir organizasyonla Fransa'yı salladıklarını belirtip, adamların iç işlerine karışıp, sonrada 'bizim iç işlerimize niye karışıyorsunuz?' diyen bizlerin dünyada eşi benzeri olmayan yollarla şu Ermeni meselesini aşamayacağımız şimdiden belli gibi.. Helal sana müdür vekilim.. Daha önce girmediği ders ve kurslardan haksız ödenek aldığı ileri sürülen ve bu yönde soruşturma geçiren Selim Adar'ın icraatları devam ediyor. Erzurum'da gardiyan iken yılmadan, okuyup, öğretmen olduğu ve gelenin rütbe alıp, makam bulduğu Ardahan'da Milli Eğitim Müdürlüğü gibi önemli bir makamı işgal eden bu müdür vekilimizin AKP'lilere yönelik ikinci icraatı gerçekten göz yaşartıcı bir gelişme. Müdürün 'Helal olsun' denilecek bu davranışı sergilemesine kendisinin yürekliliğinden mi, yoksa 330'dan fazlavekili olan iktidarın Ardahan'da ki iktidarsızlığımı bilmem ama bana sorarsanız burada AKP iktidar değil, Gardiyan iken İl Milli Eğitim Müdür Vekilliğine kadar gelen Selim Adar iktidardır.. Çünkü aynı müdürün daha öncede kendisini iktidar sanan Meclis Üyesine de aynı fırçayı attığını bilen biriyim.. Ki; O meclis üyesi de zaten dert yanar, 'Ardahan'da biz değil, başkaları iktidar' diye.. 81 Vilayet içinde sonlarda olan eğitimin başındaki bu idarecinin dik duruşu ve siyasilere yüz vermeyişi demokrasimizin de geliştiğini gösteriyor aslında. Çünkü baksanıza adam iktidar, miktadar taktığı yok. 657 denen ve kamu görevlilerini olağanüstü koruyan kanun oldukça ne AKP iktidarı, nede bir başkası Adara'a dokunamaz, dokunamıyor da zaten.. Ondan değil mi zaten kendisine helal olsun dememiz.. Meclis Başkanının Sitemleri .. 2012 Yılının ilk toplantılarına başlayan yerel parlamentodaydım dün. Biraz geç gittiğim toplantının bitimine doğru, AKP'li Posof İl Genel Meclis Üyesi ve Ardahan İl Genel Meclis Başkanı Bedrettin Çakıcı'nın kürsüde bana ve basına yönelik eleştirileri ile karşılaştım. Basının yerel parlamentoya ve çalışmalarına gereken önemi vermediği gibi, mecliste yaşanan küçük bir tartışmayı veya aksili hemen manşetlere taşıdığını belirten Meclis Başkanımız basının kendilerine biraz daha duyarlı olmasını istiyordu. Tabiki, emir olarak algıladığımız bu istemin haklı yönleri olduğu gibi haksız yönleri de da var .. Öncelikle çoğu Ardahanlının tanımadığı bu meclis üyelerinin oluşturduğu meclisin Ardahan için ne yaptığını şöyle bir masaya yatırmamız gerekmez mi sayın başkan? Siz çalıştınız da, yaptıklarınızı bir basın toplantısı yaparak, kamuoyuna açıkladınız da biz yazmadık mı? Haydi, bunu da geçelim, memurların hazırladığı evraklar dışında ve oluşturduğunuz komisyonlarda yer almanın ötesinde ne yaptığınızı mı anlattınız da basında yazmadı? Çok sevdiğim ve oturduğu koltuğu halen hak ettiğine inandığım Sayın Meclis başkanımızın sitemlerini dikkate alırken, bizimde kendilerine yönelik sitemlerimizi kabul edip, birazda biz mi, basın mı bu konuda suçlu demesini bekliyorum.
Bu Yazı 88 Kişi Tarafından Okundu.
|